Gelişmiş Arama
Ziyaret
185
Güncellenme Tarihi: 2019/10/09
Soru Özeti
Şia kaynaklarında dahi mezar etrafında yapı yapılması hatta mecsit bile yapmak reva görülmemişken, bu rivayetlere rağmen İmamların kabirlerine türbe yapılmasını nasıl açıklayacaksınız?
Soru
Mezar üzerine kubbe ve türbe yapılmasını yasaklayan bir hadis gördüm. Lütfen bu konuya aşağıda zikredilen hadisleri nazara alarak açıklama getirebilir misiniz? ‘Men la yehzur’ul-fakih’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmektedir: “İslam Peygamberi mezara namaz kılmayı, başında oturmayı veya mezara kabir ve türbe yapmayı yasaklamıştır.” Aynı şekilde ‘Furuğ el-Kafi’,‘Men la yehzur’ul-fakih’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da Semae bin. Mehran’dan şöyle rivayet edilir: İmam Cafer Sadık (a.s)’dan kabir ziyareti ve orada mescit yapılması hakkında sordum; İmam (a.s) buyurdular: “Kabir ziyaretinin sakıncası yoktur; ancak yanında mescit yapılmasın.” Ayrıca ‘Men la yehzur’ul-fakih’de İmam Sadık (a.s)’dan şöyle nakledilmektedir: “Kendi toprağından başka mezarın üzerine koyulan veya dökülen herşey ölüyü ağırlık yapar.” ‘Furuğ el-Kafi’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da yine İmam Sadık (a.s) İslam Peygamberi (s.a.a)’dan şöyle rivayet eder: “Mezara, kazılırken çıkan topraktan başka toprak dökmeyin.” ‘Men la yehzur’ul-fakih’ ve ‘Vesail’uş-Şia’da Müminlerin Emiri Ali (a.s)’dan şöyle nakleder: “Bir kabri restore ederken kabre büst yapan, hiç şüphesiz İslam dininden çıkmıştır.” ‘Vesail’uş-Şia’da İmam Cafer Sadık (a.s), Müminlerin Emiri Ali (a.s)’dan şöyle rivayet eder: “Allah Resulü (s.a.a) beni Medineye gönderdi ve şöyle buyurdu: ‘Gördüğün her resmi yırt ve mezarları da düzleştir’.” ‘Vesail’uş-Şia’ ve ‘İstibsar’da Ali bin. Cafer’den nakleder: İmam Musa Kazım (a.s)’dan sordum kabir yapmak ve başında oturmak caiz midir? İmam buyurdular: ‘Kabri alçı ve çamurdan yapıp başına oturmak caiz değil.”
Kısa Cevap

Kuran Kerim açıkca Ashab-ı Kehf kıssasında onların kabri üzerine mescit bina edilmesine yer verip onaylamıştır. Evliya’nın kabir yakınında ibadet etmeyi caiz bilmekle kalmayıp, bilakis daha fazla sevap ve mükafat olarak açıklayan birçok rivayette hadis kitaplarında bulunmaktadır. Diğer taraftan zikredilen ayet ve bu ayeti kerimeyle aynı minvalde olan hadislerle ilk bakışta çelişen hadislerde söz konusudur. Bu hadisler ise o dönemin toplumsal ve sosyal tehlikeleri olan şirk, çokluk gayesi, gösteriş yarışı,  ve İslam diniyle çelişen hurafetlere nazırdır. Bütün bunlar hakka inançın gereği olan sabrı, tahammülü ve İslam toplumunu tehdit ediyordu. Bu hadislerde geçen yadırgama ve yönlendirmeler dönemin tehlikelerine karşı İmamların aldığı tedbirlerdir. Aslolan öğreti ise Kuran ve mutevatire ulaşan hadislerin belirlediği ana yoldur.

Ayrıntılı Cevap

 Kehf suresinin 21’inci ayetinde "قالَ الَّذینَ غَلَبُوا عَلى‏ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَیْهِمْ مَسْجِدا"  “Duruma hâkim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.”[1] Bu ayeti kerime ışığında kabir etrafında mescit dikmeyi ve orada namaz kılmayı İslam dışı bir eylem olarak görmek mümkün değildir. Ama bu konuda söz konusu olan hadisleri iki kısma ayırmak mümkündür.

İlk kısım: Evliya’nın kabir yakınında ibadet etmeyi caiz bilmekle yalmayıp bilakis daha fazla sevap ve mükafat olarak açıklayan rivayetdir. Bu rivayetler Ehlibeyt hadislerinde mana ve içerik olarak mutevatirdir. Yani hiçbir şüphe ve kuşkuya yer bırakmayacak çoklukta ve kesinliktedir. Öyleki sadece Seyyid-i Şuhede İmam Hüseyin (a.s)’ın kabri yanında namaz kılmak hakkında ‘Vesail’uş-Şia’da ayrı bir başlık altında ondan fazla hadis nakledilmiştir.[2]

İkinci kısım: Sizinde sorunuzda zikrettiğiniz ve ilk bakışta mezar yanında mescit yapmanın ve namaz kılmanın sakıncalı veya tasvip edilmeyen davranışlar oluğu çıkarımı yapılan rivayetlerdir.

Kuran’ı Kerim’in açık beyanı ve mutevatir hadislerin dalaleti hasebince kabir etrafına mescit inşa etmek ve orada namaz kılmanın caiz olduğu aşikardır. Öyleyse ikinci kısım rivayetler saygı ve hürmet gösterilmesi; şirke, israfa, ölülerin şahsiyetiyle gösteriş yapmaya vb... zararlara yol açan kabirlere nazırdır.

Ama evliyanın kabrine saygı ve hürmet Hak Teala’nın ubudiyetiyle çelişmediği bilakis önemini göz önüne serdiği için ikinci kısım hadislerin yadırgadığı ve sakındırdığı kabirler kısmına girmemektedir. Zira Evliya’yı değerli kılan ubudiyete olan bağlılıklarıydı.

Başka bir tabirle Ayeti kerime ve ilk kısımda yer alan mütevatir hadisler geçerli olan hükmü beyan etmektedir. Ama ikinci kısım rivayetler ise özel şartlar ve durumlarda geçerli olan hükmü beyan etmektedir.

Şimdi ikinci kısım rivayetlerin ifade edilmesine sebep olan konulara kısa bir açıklama yapacağız inşallah:

  1. İlahi emirlere karşı gelmek:

 Herşeyden önce bilmemiz gerekir ki kabir karşısında namaz kılmak tek başına şirk olarak algılanamaz. Nasıl ki insanın Kabe’ye dönüp önünde ibadet etmesi Kabe’ye tapmak anlamı taşımadığı gibi. Örneğin farz edelim sembollerin önünde namaz ikame edilsin ama Allah için. Bu konunun bir numunesi Allah Teala’nın meleklere Adem’e secde[3] emrinde müşadehe edilmektedir. Aynı şekilde Alemlerin Rabbi’nin İbrahim (a.s)’ın makamı[4] önünde namazı destur vermesinde de söz konusudur. İbrahim (a.s)’ın makamı’ın sadece  İbrahim (a.s)’ın ayak izinin olduğu yer olduğunuda unutmayalım lütfen. Eğer İbrahim (a.s)’ın makamını inşa etmek ve onun yanında ve karşısında namaz kılmak Hak Teala’ya kulluğun bir nişanesiyse ki hiç şüphesiz öyledir. Filistinde İbrahim (a.s)’ın kabri kenarında hatta kabir karşısında namaz kılmayı şirk olarak görmekde mümkün değildir. Bütün bu açıklamalara rağmen Allah Teala kıble tayin ettiği için kendi başımıza mukaddes bir mekanı kıble olarak seçemeyiz. Aslolan ilahi emre itaattir. Kendi başımıza kısıtlamada getiremeyiz.

Elbette İslam peygamberi (s.a.a)’nin kendi başlarına Peygamberlerin kabirlerini kıble edinen Hristiyan ve Yahudilere lanet etme sebebi vefatından sonra ümmetinden bir grubun Kabe yerine kabrini kıble edinmesinden endişe duyması olabilir.

  1. Çokluk ve Gösteriş:

  Tefsirlere[5] müracaat ettğimizde ilginç bir vakıa karşımıza çıkıyor. İki kabilenin fertleri kendi büyüklerini ve önde gelenlerini söz konusu edip üstünlük taslama yarışına tutuşmuşlar. Hayatta olanlar söz konusu edilip sayılınca kendi kabilelerinden ölen şahıslarla övünmeye başlamışlar. Bu tartışma süre gelmesi Tekasür suresinin ilk ayetlerinin nüzul sebebi olmuştur.

"أَلْهاکُمُ التَّکاثُر. حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقابِر ..." : “Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.” Yani çokluk kuruntusu sizi öyle gaflete düşürdü ki ölülerinizi saymak ve çokluğuyla övünmek için kabristanlığı ziyarete gittiniz. 

Tabiki İslam dini kesinlikle kendi nefsani heveslerini tatmin etmek için şahsiyetlerin isminden suistifade ederek sıradışı kabirler yapılmasını onaylamaz. Kabir yapılmasını yadırgayan ve tenkit eden hadislerin çoğu böylesi temelsiz davranışlara nazırdır. Malesef günümüzde dahi bazı aile mezarlıkları böylesi yersiz ve temelsiz niyetlerle inşa edilmektedir.

  1. Olağan yas ve matemlerde aşırıya kaçılması:

İslam dininde başa gelen musibetler karşısında sabır ve tahammül gösterilmesiyle ilgili birçok tavsiye olmasına rağmen; günümüzde dahi birçok insan ölülerine matem tutma konusunda ifrata duçar olmaktadır. Sanki bu insanlar sabır ve tahammül göstermenin değerine ve önemine inanmamaktadırlar. Zikri geçen hadislerin bir kısmı yakınını ve sevdiğini kaybeden insanın matem tutayım derken  izzetli bir yaşam yaşamaktan alı koymamasını sağlamak için olabilir.

  1. Kabir süslemenin ölüye faydası yok:

Kadim zamanlarda ölülerin ölümden sonra beslenme, barınma, süslenme vb… ihtiyaçlarının devam ettiğine inanılmaktaydı. Eski medeniyetlerin kabristanlığında araç gereçlerin göze çarpması bu yüzdendir. Söz konusu rivayetlerin bir bölümü böylesi batıl inançlardan yola çıkarak kabirlerin inşa ve restore edilmesinin yanlış olduğunu gün yüzüne çıkarmaktadır. Zira maddi imkanlar ölüye hiçbir fayda sağlamayacaktır.

  1. Putperestliğe dönüş ihtimali:

Sadr-ı İslam’da toplumun zihninden şirk kokan davranışlar henüz tam olarak temizlenmemişti. Cahiliye inançlarına dönüş tehlikesi Müslümanları tehtit etmekteydi. Bu sebebten dolayı İslam Peygamberi (s.a.a) şirkin kökünü kurutmak için şirke yol açma ihtimali olan konularda daha sert tedbirler almaktaydı. Doğal olarak bu tehlike geçtikten sonra alınan tedbirlerin yumuşatılması hem doğaldır hemde gereklidir.

İslam Peygamberi (s.a.a) aldığı sert önlemlere örnek verecek olursak: Saha önce alkol saklanmış kapların kırılmasını emretmiştir. Şuanda böyle bir desturun vacip olmadığı Müslümanlara ayandır.

İslam Peygamberi (s.a.a) kabirlerle ilgili yaptırımlarını bu düzlemde değerlendirebiliriz. Örnek olarak Ehlisünnet, Peygamber Efendimizin ilk başta kabirlerin ziyaretini yasakladığına ama bir süre sonra sadece bu yasağı kaldırmakla kalmayıp kabir ziyaretini tavsiye ettiğine inanmaktadır. Kabir ziyaretinin insanlara ölümü ve kıyameti hatırlatmakla kalmayıp zahitleşmesinede yol açacağını ilan etmiştir.[6]

Yapılan bütün açıklamalar ve reel gerçekler göz önüne alındığında Masum İmamların türbeleriyle ilgili şu sonuca varabiliriz: Allah’ın itaatlerini vacip karar kıldığı bu hazretlerin kabirleri etrafında inşa edilen yapılar, Asahb-I Kehf’in kabri üzerine yapılan mescit hükmündedir. Hak tealaya ibadet edilen bir mekan hüvviyetindedir. Bu türbelerin madi imkanlarıda ya ziyaretcilerin refahı için yada İslam kültürü ve medeniyetinin semboli olan İslami sanatların ihyası için kullanılmaktadır. Zikri geçen hadislerde ki olumsuz kabir mısdaklarından değildir. Buna göre şeriat açısından bu yapıları yanlış tanımlayamayız.

Dikkate değer bir diğer noktada söz konusu durum Mekke’yi mükerreme ve Medineyi Münevvere deki bazı kutsal mekanlar içinde söz konusudur. Bu yapılar ve inşa çalışmaları günümüz dünyasının ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır.

Konunun iyice aydınlanması için bir kaç örneğe dikkatinizi çekmek isteriz:

  1. Hem Şia hemde Ehlisünnet kayanaklarında geçen hadisler ışığında ‘Safa’ dağında ibadet etmenin sevabının çok olduğu bilinmektedir. Günümüzde bu dağın korunması için etrafına çit çekilmiş, üzeride kubbe ile kapatılmıştır. Beytullah’ın ziyaretcileri yalnızca çitlerin kenarında ayakta durarak ibadetlerini yerine getirebilmektedirler. Ayrıca ‘Safa’ ve ‘Merve’ arasındaki ‘Say’ önceden açık ve tek bir yürüyüş yolunda yapılırken. Şuanda üstü kapalı kaç katlı yürüyüş yollarında gerçekleştirilmektedir. Sebep olarakta Beytullah’ın ziyaretcilerindeki artış gösterilmektedir.
  2. Kabe’nin hürmetini korumak her ne suretle olursa olsun gerekli bilinmekteydi. Öyleki bazı rivayetlerde Kabe etrafında ondan dah yüksek bina inşa edilmesinin mekruh olduğu geçmekteydi.[7] Ama günümüzde ise Kabe’nin etrafında Kabe’den kat kat yüksek binalar bulunmaktadır. Hiç şüphesiz Beytullah’ın ziyaretcilerinin barınma ihtiyaclarını gerekçe göstermektedirler.

Şimdi bizim sormak istediğimiz soru şudur: Göstermiş oldukları gerekcelerden yola çıkarak ‘Baki’ mezarlığını zorluklar, kısıtlamalar altında ve izdiham içinde ziyaret eden çok sayıdaki ziyaretcisi için uygun bir ortam hazırlamak oraya çatı yapmak mümkün değil midir?

Eğer ‘Safa’ ve ‘Merve’tepelerine kubbe dikmek şirk değilse; Nasıl olurda Evliyanın kabri üzerine kubbe dikmeyi şirk nişanesi bilebiliriz?

Son olarak Sahih-i Buhari’de geçen Sufyan Timar’den naklettiği söze dikkat etmenizi isteyeceğiz: “Ben Allah Resulü’nün kabirni deve kamburu[8] gibiyken gördüm.[9]

Acaba ziyaretcilerinin nisbeten az olduğu zamanda kubbeye benzer küçük bir yapı söz konusuyken ve bunu ne sahabeler nede ne tabiiler şirk olarak görmemişken; günümüzde söz konusu olan mahşeri kalabalık için uygun bir kubbe yapmanın nasıl bir sakıncası olabilir?

 

 

 

[1] 3357 nolu (site: 3870) cevapta bu ayetin tefsiri ele alınmıştır. 

[2] Hür amuli, Muhammed ibn’il-Hasan, Vesail’uş-Şia, 14.c, 517.s, 69.bab-“ اسْتِحْبَابِ کَثْرَةِ الصَّلَاةِ عِنْدَ قَبْرِ الْحُسَیْنِ ع فَرْضاً وَ نَفْلا”, muessetu Alu’l-beyt, kum, 1409.hicri.

[3] Bakara/34; Araf/11; İsra/61; Kehf/50; Taha/116-"وَ إِذْ قُلْنا لِلْمَلائِکَةِ اسْجُدُوا لِآدَم‏"

[4] Bakara/125-"وَ اتَّخِذُوا مِنْ مَقامِ إِبْراهیمَ مُصَلًّى‏"

[5] Kurtubi, Muhammed bin. Ahmet, Ec’Cami ul’Ahkam ul’Kuran, 21.c, 169.s, intişarat Nasır-Housro, tahran, 1364.şemsi.

[6] Sunen ibn. Mace, 1.c, 501.s, 1571.h, tahkik muhammed fuad Abdulbaki, dar’ul-fikr, beyrut-

"کنت نهیتکم عن زیارة القبور، فزوروها فإنها تزهد فی الدنیا و تذکر الآخرة"; Bu konuda  8146 (site:8926)’nolu cevaba müracaat edebilirsiniz.

[7] Hür amuli, Muhammed ibn’il-Hasan, Vesail’uş-Şia, 13.c, 235.s, 17.bab, muessetu Alu’l-beyt, kum, 1409.hicri.

[8] Kubbeye benzer bir yapı.

[9] Sahih-i Buhari, 2.c, 106.s, dar’ul-Fikr, beyrut, 1401.hicri.

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

En Çok Okunanlar

  • Allah, kalbi kırılanın bedduasını kabul eder mi? Yoksa sadece hayır dualarına mı icabet eder?
    295182 Pratik Ahlak 2012/04/04
    Beddua dini öğretilerde olan bir şeydir. Örneğin Kur’an buyuruyor: ‘Kırılsın Ebu Lehebin elleri sakat olsun...’ Bir hadiste ‘Mazlumun bedduasından korkun! Çünkü onun bedduası göğe çıkar.’ diye buyurulmaktadır. Bu konuda ayet ve hadis çoktur. Ancak nasıl ki duanın kabul olma şartları varsa ve herkesin her duası kabul olmuyorsa, ...
  • Acaba istimna (mastürbasyon) günah mıdır? Ondan kurtulmanın yolu nedir?
    186754 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2008/06/22
    İstimna (mastürbasyon) diye bilinen kendini tatmin etme büyük günahlardandır ve haramdır[i] ve ağır bir cezası vardır.İstimna ve kendini tatmin etmenin en güzel yolları pratik risalelerde şartları açıklanan evliliktir (daimi ve ya geçici). ...
  • Hz. Ali’nin (a.s) kaç tane çocuğu vardı? Çocukların ve annelerinin isimleri nedir?
    112959 Masumların Siresi 2011/04/13
    Şeyh Müfid, İrşad adlı eserinde Hz. Ali’nin (a.s) erkek ve kız olmak üzere on yedi çocuğunun olduğunu yazmıştır. O şöyle diyor: ‘Bir kısım Şii alimler diyorlar ki, Fatıma, Peygamberin (s.a.a) vefatından sonra Peygamberin Muhsin adını verdiği çocuğuna düşük yaptı. Onlara göre İmamın (a.s) on sekiz evladı vardı.’
  • Yağmur yağdığında dualar neden daha çok kabul olur?
    108928 Ahlak Felsefesi 2012/03/08
    Duanın zamanı için yapılan tavsiyelerden biri yağmurun yağdığı zamandır. Ayet ve rivayetler bunun genel nedeninin, yağmurun Allah’ın rahmetinin göstergesi olduğunu söylemekteler. Allah’ın rahmeti şu anda açıldığına göre duanın isticabetine daha fazla ümit bağlanılabilir. ...
  • Hz. Âdem (a.s) ve Havva’nı kaç tane çocukları vardı?
    102556 تاريخ کلام 2009/08/23
    Bu sorunun kısa cevabı yoktur. Ayrıntılı cevap seçeneğini tıklayınız. ...
  • Dualar, hangi şart ve durumlarda kesinlikle kabul edilmektedir?
    99607 Pratik Ahlak 2008/02/17
    Arapça bir kavram olan dua; seslenmek, çağırmak, birisine istekleri söylemek, onunla irtibat kurmak anlamına gelir. Terimsel olarak da; kulun Rabbine karşı elini ve tabii gönlünü açıp tazarru ve niyazda bulunması şeklinde tarif edilebilir. Öyleyse dua; küçük olanın büyük olana, hiçbir şeyi olmayanın sonsuz zenginlik sahibine, güçsüzün güçlüye, acizin kudret sahibine; ...
  • Bedeninin bir kısmı (el, ayak veya baş vb.) yaralı ve bandajlı olan ve de suyun kendisine zararlı olduğu bir kimse, nasıl abdest, gusül ve teyemmüm alabilir?
    89492 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/12/19
    Yara ve kırığı bağladığınız (bandaj) ve yara ve benzeri şeylerin üzerine sürdüğünüz şey cebire olarak adlandırılır. Bununla alınan abdest ve gusle cebire abdest ve guslü denir. Taklit mercileri cebire abdesti hakkında şöyle demektedir: Eğer yara veya çıban veyahut kırık eldeyse, onun üzeri açıksa ve üzerine su dökmek zararlıysa, onun ...
  • Sadakayı kime ve nasıl vermemiz gerekiyor? Sadakanın en az limiti ne kadardır?
    82809 Pratik Ahlak 2011/08/21
    İslam’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için, fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ...
  • Fatime isminin anlamı nedir? Niçin Peygamber (s.a.a) tek kızı için bu ismi seçmiştir?
    82509 Masumların Siresi 2011/08/14
     İlk önce şu noktaya dikkat etmek gerekir ki bütün isimlerin özel bir anlam taşıması ve o ismi taşıyan kişinin kişiliğini göstermesi gerekmez, sadece ismin şirki andıran ve değerlere tersi düşen bir anlam taşımaması yeterlidir.Ancak gayp aleminden gelen Hz. Fatime (a.s) gibi Allah'ın velilerinin ...
  • Acaba oruçlu iken büyük boy abdesti (gusül) alınır mı?
    73747 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/03/10
    Ramazan ayında cünüp olan bir kimse iki durumdan birisine sahip olabilir. Ya sabah azanından önce cünüp olmuş ya sabah azanından sonra ve gün boyunca cünüp olmuştur. (Elbette oruçlu iken cima (cinsel ilişkiyle) veya istimnan (cinsel ilişki dışında her hangi bir yolla kendinden meni çıkartmak) vesilesiyle cünüp edilmemelidir. ...